Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -22- | Sandıklı 'nın Yaşam Platformu - Sandıklı 'dan Haberiniz Olsun

Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -22-

Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -22-
Bu haber 61 kere okunmuş. 21 Haziran 2019 Cuma - 11:29


Mukabele okunması:

Hz. Muhammed'e 610 yılında ilk vahyin gelişiyle başlayan Kur'an'ın indiriliş süreci, 632 yılına kadar, yaklaşık yirmi üç yıl devam etmiştir. Peygamberimizle Cebrail, her yıl ramazan ayında bir araya gelerek, o güne kadar indirilen Kur'an ayetlerini, karşılıklı olarak okurlardı. Önce Cebrail okur Peygamberimiz dinlerdi. Daha sonra da Peygamberimiz okur, Cebrail dinlerdi. Bu durum Peygamberimizin vefat ettiği yıl 632 de i ki kez tekrarlanmıştır. Böylece Kur'an ayetlerinin unutulmasına meydan verilmemiştir. Peygamberimizin bu davranışını kendilerine örnek alan Müslümanlar, bunu dini bir gelenek olarak günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Ulu cami görevlileri genelde hafız kişilerden görevlendirilirdi. Ulu cami de her ramazan hafızlar tarafından mukabele okunur. 2015 Ramazanında Sandıklı Kuran Kursundan hafız olarak yetişmiş iki genç ve hafızlık kursu devam eden iki genç dört kişi mukabele okudu. Gençlerin bu durumu mukabele dinleyenleri hem hoşnut etti. Hem halkımız memnun oldu. Bu duruma vesile olan görevlilere ve o gençlerin ebeveyn’nine toplum olarak müteşekkiriz. 

Diğer camilerde de ikindin namaza muteakip ve sabah namazdan önce görevliler ya da görevlendirilen kişilerce mukabele okunması devam etmektedir. 

Eski Ramazanlarda her camiye en az iki/üç hafız ya da hafızlık için çalışan genç verilirdi. Onlar gönüllüler ile yüzünden mukabele okurlardı. Ulu camide mukabele ezbere okunurdu. Hemen hemen herkes yanında getirdiği Kuranı Kerim ile mukabeleyi takip ederdi. 

Her caminin mukabele okuyanlarına ve cami görevlilerine sahur ve iftarda mahalle halkı tarafından yemek ikram edilirdi. Tüm Ramazanda 30 gün bu devam ederdi. Yemek işini o caminin camaati kendisi takip eder dururdu. Sıra bana ne gün gelecek herkes öğrenir o gün cami görevlilerine iftar ve sahur yemeği hazırlanırdı. Tabii bunu herkes yapmak zorunda değildi. Dul kadınlar,  fakir olanlar, gönlü camiye uzak olanlar sıra geldimi atlanırdı. Bazı evler ise 2/3 gün camiye yemek hazırlar gönderirlerdi.

Sandıklı da mahya 

Sandıklı da mahya yoktu. Çünkü iki minareli cami yakın tarihe kadar yoktu. Sandıklı Belediyesi 2004 yılında konak caddesi üzerinde bulunan kemere bir mahya yaptırılarak aydınlatıldı.

Minare Övme: 

Ramazan ayının ilk, orta ve son gecesi teravih namazından sonra cami görevlileri ve sesi güzel 6–7 kişi minareye çıkarlar. Şerefeden koro halinde selâ, salât-ü selam, tekbir, tehlil ve ilâhiler okurlardı. Ramazanın ilk günü Merhaba, son günü Elveda ilâhileri söylenir, halkın dini duygu ve hislerini motive eden, onları yüreklendiren bu güzel adet maalesef son yıllarda unutuldu.   Yine eskiden (1970’ten önce) Ramazan ayı boyunca akşam vakti herkesin gözü Ulu Cami’nin minaresinde olurdu. Ramazan’da sahur ve iftar vakitlerini bildiren topçu bile Ulu Camii minaresinde yanacak ışığı beklerdi. Ova köylerden minare ışığını görenler iftarını açarlardı. Ulu Camii ışıkların yakmadan, ezan okumadan hiçbir kimse iftar edemezdi. Ulu Cami’ye göre herkes kendini uyarlardı. Eskiden müezzinler sabah namazı öncesi selâ vermeye, daha sonra ezan okumaya minareye çıkarlardı. Cuma günü ise müezzin 7 defa minareye çıkmak zorunda idi. Halk arasında anlatılır: Kara Müezzin yaşlanmış, dizlerinden rahatsızdır. Minareye çıkmakta çok zorlanmaktadır. Durumu Müftü Ahmet Muhtar Efendi’ye açar. O da: Hocam, sen Allah’ın sedasını, davetini okuyacaksın, O sana güç ve kuvvet verir, ezanın ecri sana yeter” der.  

Eskiden yaşlı Hoca Efendiler şöyle derlerdi: Minarede ezan okuyan kişinin başı dört bir yandan, aşağıdan görülmelidir. Görülmezse ezan olmaz...(Çocuklara ezan okutulmamıştır)

Belgelerde Sandıklı Ulu Cami-i (Cami-i Kebir) Kitabından: Hüseyin HÜSREVOĞLU

Camiler övülürdü. Ulu cami başta olmak üzere Yeni/Küçi [Küçük]=(kececiler)cami, Hamam önü, Havai, Kubbeli camileri sesi güzel müezzinler tarafından minarelerden ilahiler mevlitler naatlar okunurdu.  Bu müezzinlerden bazıları Hamam önü camisi müezzini Middat’ın İhsan görevli iken,  Havainin müezzini Hasselerin Dayı Mehmet hoca(Mehmet Hızlı), Ulu Caminin kayyumu Kadir hoca, yine Ulu Cami Müezzinleri Âdem Kaya ve Abdullah hoca, Küçi Cami müezzini Selahattin hoca isimleri hemen akla geliverenlerdendir.  Bu hocalarımız Ramazanın ilk on beşinde ‘’Hoş geldin ya Şehri Ramazan’’ diye Cami cami över sonra hep beraber minareden minare överlerdi. Bunlara birde Havai camisinde Hafız Ali TOPBAŞ amca katılırdı oda çok zaman Havai Camisinin fahri görevlisi idi. Hatta zaman, zaman tek başına minare överdi. Bir de bunların haricinde halktan sesi güzel olanlardan Yağcı Hacı Murat Büker, Saatçi Hüseyin Kenan Edibali, Terzi Yılmaz Caran, Hacı Cavit Sarı, Mollaların Hacı Hakkı Seyman, Bu gönüllü cami övme gurubunun ortak özelliği Kara Müezzinin Yani Mustafa Kutlay hocanın talebeleri olmalarıydı.

Kubbeli camisi müezzini Gelin Amadın Mehmet Ciba hoca, Sucuların Çavuş camii imamı Hasan Hüseyin Sevinç hoca bazen hocalarla bazen bunlar kendileri minare överlerdi.   Ramazanda sabah namazında bile ezandan önce mutlaka ilahi okurlar. Bir minarenin okuyuşundan sonra diğeri okumaya başlar. Veya bir ilahinin bir mısrasını biri diğer mısrasını diğeri okurdu. Evlerden bunlara mutlaka mevsimine göre kavun, karpuz, üzüm, elma, portakal, çay ve yanında yufka börek yapanlarda ikram için getirirlerdi. Herkes bilirdi ki ikram da bulunmak Müslümanların âdeti, geleneğidir. Bu etkinlikler hayata farklı bir tat verirdi. Böyle olunca ‘’Yedirdikleriniz, içirdikleriniz defterinize ecir olarak yazılır. Yedikleriniz içtikleriniz helâya cup düşer’ diye düşünülürdü. Halk mutlaka arık edna bir şeyler ikram etmeye gayret ederdi. Bir camide minare övülürken hocaların yanında caminin komşuları da camide bulunmaya gayret ederler okunan ilahileri dinlerlerdi. Birçoğu da ilahiler okunurken bu esnada firkat tutar ağlardı. O zamanının ilahileri de bir başkaydı. Hemen hemen Yunus Emre’den ilahiler söylenirdi. Şimdi artık teravih arasında salâvat getirilip  ‘’Sallü ala Muhammed’’ diyerek namaza başlanıyor. Bazı ilahiler se şunlardı..

DEVAM EDECEK ..     

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

Yorumlar Hiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Anket Tümü
 
Son Dakika

Çok Yorumlananlar Bugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
Yazılım & Tasarım:
bukidesign