Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -11- | Sandıklı 'nın Yaşam Platformu - Sandıklı 'dan Haberiniz Olsun

Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -11-

Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -11-
Bu haber 101 kere okunmuş. 21 Mayıs 2019 Salı - 11:45


YUFKA

Kadınların imeceyle hazırladığı yufka, ramazanda da sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alır.

Yufka günler geçse de lezzetini muhafaza etmektedir.  Yufka ekmeğinin en önemli özelliği dayanıklı olmasıdır. Mahallelinin imece usulü yaptıkları yufka yıllardır Ramazan sofralarından eksik olmaz. İftar ve sahurda her evde yufka tüketilmektedir. Ama son zamanlarda yufka yapımı bazı işletmelerde yapılarak kazanç kapısı olmuştur. 

1 adet yufkada 7-8 dilim ekmeğin kalorisine eşittir. Dolayısıyla yufka tok tutma özelliğine sahiptir.

Mevlüt kandillerinde Ramazanlarda bişi puh böreği katmer yapılır dağıtılırdı. Bu geleneğimiz zaman zaman yaşatılmaktadır.

Ramazan için yufka, erişte(erişte fırınlanırsa hamur pilavı deriz, fırınlanmaz ise hamur aşı denilir) imece usulü evlerimizde yapılırdı. Bugün birine yarın başkasına herkes birbirine yardım ederdi. Bu arada yapılan otlu, ıspanaklı, peynirli maydanoslu, kabaklı, etli/kıymalı, patatesli pide, bükme, gözleme, çörek ve katmer yapılır. Hem çalışanlar, hem akşam tüm hane halkına yemek hazırlanmış olurdu.  Önceden herkes ununu, şekerini, teneke teneke yağ, peynir, yeterince kuru fasulye, nohut, bulgur, mevsimin sebze ve meyvesi Ramazan da herşey bol ve bereketli olurdu.

‘’Eskiden Ramazan hazırlıklarında evlerde kilerler dolar taşardı.

 Her ev kilerdi eskiden ama şimdi çarşılar kiler oldu.’’

Bir gün Bolvadin’de dostumuz, yaranımız, büyügümüz Bektaşoğlu Mehmet PEKTAŞ ve Muharrem BAYAR’ı ziyaretimizde, sohbet ediyorduk.  Mehmet Abimiz, Bolvadin’in Yergiler ve Yargılar kitabında yer verdiği şu hadiseyi anlattı. 

‘’Bir evde çuvalla un ve şeker varsa, teneke ile yağ, peynir varsa, torba torba hazırlanmış mantı ve makarna varsa, dahası yeteri kadar kuru fasulye, kuru nohut, bulgur, düğ, göce, varsa. Daha başka şeyler de varken içinde takaze ederek ‘’Ne pişireyim’’ diyen bir kadın da varsa o evin ortasına bir de helâ lazımdır. S.çmak için.’’ Diye anlattığı bu hadiseyi bizde sizlerle paylaşmak istedik. Buraya uydu mu ona da siz karar verin. Allah herkese hayırlısını versin.

Mahallenin sığır çobanına arefe günü pişi, ekmek, börek, para mutlaka bir şeyler verilirdi. Çobana bu bayram hakı, alacağından ayriyeten verilirdi. (Cemil Ulupınar –Şoför-emekli-1941)

Yaz aylarına denk gelen Ramazanlarda Akdağ’dan eşeklerle kar getirilir küflü testere ile kesilerek satılırdı. Bu karlarla iftarda gar gaşşağı yapılırdı. Nüfuzcu Ali Özkeskin(1917) Karacaörenli Çakıcı, Ahmet ACAR, Karacaörenin arkasındaki dağda karlık vardı, in yani oraya kar depolar uzun yaz mevsiminde, Ramazanlarda hele getirir satardı. Zaten sair zamanlarda da dondurma yapanlara kar getiriverirdi.  Bek güzel olurdu. Anlatan: İsmail Göksu/Mehmet Kor.

Evlerde terkoz suyu yoktu. Ama her köşede çeşme mevcuttu. Evlerimize suyu taşıma heyecanı taşırdık bu Ramazanın uzun olduğu yaz aylarında da daha bi zevkli olurdu. Karbuzları evlerdeki kuyulara kova ile sallardık. Ramazanın en neşeli zamanı iftar vakti idi. Camlara çıkar ‘’topcu topunu at, kandilci kandili yak.’ Diye bağırırdık. Babam(Bakir hoca) sahurda başımıza gelir ‘’çocuklar haydi sahur vakti anneniz uyusunlar kaldırma diyo amma ben kaldırıyorum.’’ Diye bağırırdı. Sekiz kerdeştik ben en küçükleriyim. Bayram da, bayram yerinde atlıkarınca, dönme dolap, sürme beşikler, tahta helva, pekmezli muhallebi, gazoz, şerbet, çeltik, leblebi, gavut satanlar olurdu. Bazı evlerin bahçelerine de sürme beşik kurulur oraya da bayanlar/kadınlar(kızlar gelinler) giderdi. Kadınlar bayram yerine gitmezlerdi. Babam bayram harçlığını verir ‘’oğlum bunu bayram boyunca idare edeceksin’’ derdi. Bayram elbisesi Ramazanda dikilir giyilir. Bayramdan sonra naftalinler yüklüğe konurdu. Kurban bayramında onu tekrar giyerdik. Sonra devamlı giyilirdi. Dizlerine bazen dirseklerine süvarilik vurdururduk.  Çok çeşitli oyunlar oynardık dokuztaş, beştaş, aşıg oyunu(hör, gali, tiskelepis, çik(aşığın çukur tarafı), tök (aşığın sırt tarafı) birdirbir, saklambaç, sobe(ön dön turuva), sek sek, elsende, ip atlama, çember çevirme, 4’lü mit, Kazık, çomak,  domine, bak dikkat edersen parasız oyunlardır bunlar, Zenginler baklava yaptırırdı. Her mahallede baklava hamuru açan bir bayan vardı mutlaka. Ondan sıra alınırdı. Veya malzemeleri onun evine götürülür baklava yapılır fırında pişirilir talısı ise arefe günü dökülürdü. 52 kat olması önemli idi. Misafire bir kaynak(parça)verilirdi. Damatlara mutlaka baklava ikramı adetti. Orta direk tel kadayıf alır tatlısı evde dökülürdü. Benim zamanımda bayram yeri çarşının ortasındaki sebze halinde idi. Sonra Kız Meslek lisesinin yanına gitti. Eskiden zengindik çünkü bonkördük. Şimidi zenginiz ama çimriyiz. Ramazandan önce evin her köşesi silinir, Habalar kilimler dövülür silkilir gerekirse yıkanırdı. Perdeler, seki örtüsü, raflardaki dantelli, işleli örtüler, geçeklerimiz(giyeceklerimiz) sazakta, ulupınarda koca kazanlar vurulur, yıkanan geçeklerimiz çimenlerin üzerinde kurutulurdu. Ramazanda da pak, pak giyerdik. 

Hasan Hamdi Arısoy(1942, Çakır mh. Emekli

Devam edecek...

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

Yorumlar Hiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Anket Tümü
 
Son Dakika

Çok Yorumlananlar Bugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
Yazılım & Tasarım:
bukidesign