Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -10- | Sandıklı 'nın Yaşam Platformu - Sandıklı 'dan Haberiniz Olsun

Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -10-

Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -10-
Bu haber 74 kere okunmuş. 21 Mayıs 2019 Salı - 11:41


RAMAZAN HARCI

Ramazan ayı yaklaşırken temizliğin yanında yiyecek hazırlığıda yapılır. Genellikle ihtiyaçlar toptan alınır.  ‘’Ramazan harcı ile düğün borcuna Allah kefildir.’’ Diye söylenen söz meşhurdur. Ramazan  ayında iftariyelikler özellikle sofrayı süsler. Ramazan insana semer aldıttırır denir. İnsanın canı herşeyi ister. Alınan yiyecekleri mutlaka kapalı görünmeyen poşetlerde eve götürmeliyiz. Eskiden senbil sebetleri vardı. Yağlıklar vardı. Şeffaf poşetleri kullanmamaya ya da dikkat etmeliyiz. Gören gözün, çoluğun çocuğun canı çekmesin alan var alamayan var. İftariyelikler oruç açmada önem kazanır. Eskiden; su, tuz, zeytin ve peynir, bal, çeşitli reçeller iftariyeliktiler. Hurma daha sonraları yenilerde sofralarımıza geldi. Oruç açtıktan sonra çorba, yanında pide mutlaka olmalıydı.   

Sandıklıda Ramazan’da ekmek=pide, Tatlı ise tel kadayıftır.

’Sandıklımız da Ramazan’da ekmek,=pide, 

Tatlı ise tel kadayıfı idi

Siz yaşamadınız amma

Eskinin şirinliği çok farklı idi’’

 Ramazan da tatlı tel kadayıf demektir. Çok kişi tel kadayıf ocağına sahipti. Tel kadayif ocağını ya da yapımını uzun, uzun anlatmaya gerek yok sanırım. Kadayıf sinisi 180 ile 220 cm. çapında olur. Kadayıf hamuru camız salvarı gibi olur. Hamurun siniye akmasını sağlayan alete ‘gıf’ deriz. Gıfı tutana kol bir de karma kazanımız olurdu. Kadayıf un ve suyun karışımıdır. Kadayıfta aslolan ustanın işçiliği ve hüneridir. Bizim bakır sinilerde yaptığımız kadayıfların tadını kesinlikle varılmaz.  O yıllar ocağı yapmak için kerpiçten duvar yapar, üzerine büyük bakır sini koyardık. Ocağın altına meşe kömürü atar kadayıfı öyle pişirirdik Kadayıfın telleri birbirine temas etmeyecektir. Kadayıfın tel, tel olmasından dolayı tel kadayıf deriz. Kişi zevkine göre tatlandırır veya içine sadece ceviz serper, kaymak ilave edilir. Hoşmerim, tez pişti, ekmek kadayıfı, güllaç, irmik helvası, haşhaş garması(sarı ya da beyaz haşhaşla pekmez karışımı), şavlankara(siyah haşhaşla pekmez karışımı) alternatif tatlılarımızdı. 

Fırıncı Hacı Ali Özeski oğlu Fehmi Özeski, Kardeşi Mehmet Özeski, Kadayıfçı Hasan Akaçin, Ekmekçi Hacı Omar=Ömer Demirsoy, Kızıklı Asım, Kasımın Usta Halil Uzunova, Gayımın Yusuf’un Selahattin Demirtaş, Vehbi Kırelli, Mollanın Mehmet Özsüer hemen aklıma gelenlerdir. Bunların çoğu vefat etti. En son Kadayıf ocağı olan Acıva’nın İbrahim Özeski idi. O vefat edince tel kadayıf ocağı olan kimse kalmadı. Zahmetli meşakkatli ve hile götürmeyen bu iş makineleşemedi. Bizlerde seri üretim yapıp dışarılara açılamadık/açılmadık. Dolayısıyla bu meslek buralar da artık tamamen bitti. Anlatan: Fehmi Özeski(1934)  

Ramazanda gelin kızlara oğlan evi kaynanalar tarafından bişi, puh böreği yapılır gönderilirdi. Bunların yanına putra şekeri eklenirdi. Sandıklımızda sadece Arife akşamı yapılıp Bayram sabahı büyüklere götürülen tahta helva, leblebili helva, susamlı helva olurdu. Bayram yerinde ‘’iri iri beş kuruşu biri’’ diyerek satılırdı. Nebilerin Hüseyin Sarısu talep olunca sair günlerde yapmaya başladı. Yurt dışına veya memurlar dışarı götürmek için sipariş verince sürekli yapar olduk. Şekerci Hacı Mehmet Seyman(Şekerci Hacı) Seydilerin Ak iban İbrahim Kışpınar, Helvacı güzeli Mehmet Gürbüz, Kadir Ayhopa(1947) ve Hasan Ayhopa(1962) tahta helva, leblebili helva yaparlardı. Bizler dedemizden öğrendik devam ettiriyoruz. Şimdi tahta helvayı incelterek paket yaptık ve hazır satıyoruz. Anlatan: Kadir Ayhopa(1947) ve Hasan Ayhopa(1962)

Daha önceden hazırlanıp evde bekletilen Bayram şekeri kabir ziyaretinden döndükten sonra sokağımızdaki çocuklara kapının önünde dağıtılırdı. Onlar birbirine haber ulaştırır elimizdeki şeker hepsine yeterdi.  Derviş Ali, Ali Cingöz(1927)

Kış sonunda düzenlenen helva sohbetlerinin en eğlenceli bölümü ketenhelvası (tel helva) yapımıydı. Helvacı ustaları ve yapımını bilen konuklar, içinde ağdalanmış şeker ve un bulunan büyük bir bakır tepsinin çevresine toplanır ve bir dua okuduktan sonra yoğurma işlemine başlardı. Kandil ve Ramazan ayının son Cuma’sı gibi kutsal günlerle; ölüm, doğum, nişan ve düğün gibi özel günlerde helva yapıp dağıtma geleneği de sürdürülmekte idi. Şimdi ölüm günlerinde ve ölümyıl dönümlerinde pide ve helva dağıtılmaktadır.

 

Devam edecek...

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

Yorumlar Hiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Anket Tümü
 
Son Dakika

Çok Yorumlananlar Bugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
Yazılım & Tasarım:
bukidesign