Fotoğraf Sanatçısı İzzet Kehribar ile Özel Röportaj | Sandıklı 'nın Yaşam Platformu - Sandıklı 'dan Haberiniz Olsun

Fotoğraf Sanatçısı İzzet Kehribar ile Özel Röportaj

Türkiye’nin uluslararası alanda en başarılı sanatçılarından, Uluslararası Fotoğraf Federasyonu tarafından 1985 yılında A.Fiap(sanatçı), 1988 yılında E.Fiap(ekselans) ünvanları ile onurlandırılan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen İzzet Keribar ile II.FrigFotoFest etkinliğinde bir araya geldik. Fotoğraf Sanatçısı İzzet Kehribar ile Özel Röportaj
Bu haber 75 kere okunmuş. 21 Haziran 2019 Cuma - 11:36


-Fotoğrafçılığın değişim süreci hakkında neler söylemek istersiniz?

Ben 83 yaşındayım şimdi. İlk yıllarımdaki fotoğrafçılığım ile şimdiki yıllardaki uzandığımız dijital yelpazeye baktığımız zaman nasıl bir dönemden geçtiğimizi düşünebiliyor musun? Küçüklüğümüzde renkli filmler yoktu. Kodak çıktı, siyah beyazlar çıktı, dia’lar. Ben kırk sene dia çektim. Dijital dönem başladığında hiç kimse işin buralara geleceğini tahmin edemezdi. Ben tüm değişimi gördüm. En mutlu adamlardan biriyim bu konuda. Hepsini gördüm ve yaşadım da.

-Telefon kameraları ile çekilen fotoğraflar, yeni nesil için fotoğraf sanatını basitleştirdi mi?

Birçok açıdan değerlendirebiliriz bunu. Teknik açıdan bakacak olursak, muazzam bir şey. Çünkü; inanmayacaksın ama çok daha pahalı bir makinadan bile ışığı daha iyi dengeleyerek, insan gözünün gördüğü haliyle, olduğun yerde fotoğraflar çekebiliyorsun.Bu bir defa büyük bir avantaj. Zaman geçtikçe de ilerliyor. Henüz daha işin başındayız. Yirmi yıl sonra kim bilir neler keşfedilecek.Başka iyi bir yönü, fotoğrafçılığın yayılması. Telefon kameraları ile başlayıp fotoğrafçı olan birçok kimse var. Fotoğrafçılığın önünü açıyor. 

İyi olmayan bir yönü de var, büyük kameralar yerine telefon ile çok iyi fotoğraflar çekildiği için profesyonel işlere maalesef büyük bir sekte vurdu. Benim işlerim cep telefonlarından sonra yarıdan bile daha az, üçte birine düştü. 1997 yılından bugüne fotoğrafçılık yaparak geçinen biriyim. Ofisim var, çalışanlarım var. Bugün hakikaten zor. Neden zor? Nedeni cep telefonları. Bize göre suçlu cep telefonları. Baktığımız zaman cep telefonları fotoğrafı ticari açıdan ucuzlattı.

-Telefonla çok seri çekimler yapmak ¬anı yakalama duygusunu azalttı mı?

Benim için telefon ailece bir yere gittiğimizde, makinam olmadığı anlarda birbirimizle anı paylaşmaya yarıyor. Aynı anda ben de o da fotoğraf paylaşabiliyor. Örneğin; geçen hafta oğlum Fransa’ ya gitti. Hemen oraya ulaştığı anda fotoğraflar gelmeye başladı. Bir açılış olur, sergi olur anında görebiliyoruz. Fotoğraf makinası ile bunları yapmak mümkün değil.

-Ustalık eserim dediğiniz bir eseriniz var mı? 

Ustalık eseri bence izafi bir şey. Ustalık eserini bence dönem olarak görmek lazım. Beethoven dokuz senfoni yazdı, birincisini yazdığında yirmi yaşlarındaydı, dokuzuncusu ölümüne yakın zamanlardaydı. Dokuzuncu senfoniyi yazdığında birinciyi yırtmadı ya. Benim ilk başlarda çektiğim fotoğraflar ile bugün çektiklerim arasında tarz farkı da var. Arayış içerisindeyim her zaman. Eskiden çektiğim iyi sandığım fotoğrafları, bugün beğenmeyebiliyorum. Arşivinde bir buçuk iki milyon fotoğraf olması önemli değil içinde seni anlatan pırlanta değerinde kaç fotoğraf var. Bunu bilmek önemli olan. Asıl ustalık eseri nedir bilir misin? Beni tanıyanların aklında kalan fotoğraflar, yirmi sene otuz sene sonra insanların akıllarında yer açmış ‘bu İzzet Keribar fotoğrafı’ dedikleri fotoğraflar işte kalıcı ustalık eserleri bunlardır benim için. Beni anlatan, benim tarzımı anlatan, bir gün olmayacağız ya beni ileriye taşıyan fotoğraflardır ustalık eserleri.

Yakın zamanda kaybettiğimiz Ara Güler hakkında da bahsedecek olursak, Ara Güler’in bir dönem fotoğrafçısı ve siyah beyaz fotoğraflar çeken bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu, inatçı kimliği ile Salvador Dali, Winston Churchill gibi ünlü isimlerin portrelerini çektiğini söylediniz. Bunlardan farklı olarak Ara Güler’in sizce en önemli özelliği ne olabilir?  

Ara Güler’in herkes tarafından tanınması özelliği diyebilirim. Bugün yurt dışında kaç Türk fotoğrafçı tanınıyor? Çok az.  Türk fotoğrafçıların dünyada az tanınırlığını, Ara Güler’in Türkiye sınırlarını çoktan aşmış olması, Magnum fotoğrafçılığı başta olmak üzere bir köprü oluşturması Türk fotoğrafçıların tanınmasını artırdı. Hükümetimizde şuanda dünyanın her yerinde sergilerini açarak destekliyor.

-Ara Güler,1980’li yıllarda Tarlabaşı’nda yıkımların olduğu sırada ‘ bir sen varsın bir de ben , nerede fotoğrafçılar?’ sözünde fotoğrafçı vurgusunda tam olarak size ne anlatmak istedi?

Ara Güler ile yeni tanışıyorduk o günlerde ve tesadüfen orada buluştuk. Sonrasında bir kahveye gittiğimizde bunları konuştuk. Ara Güler’in muhabir gözüyle bakmasının da etkisi vardı. İnanılmaz fotoğraflar vardı. Tarlabaşı’nda o binanın yıkıldığı anda büyük toz bulutu sarıyordu etrafı. Sonrasında zabıtalar izin veriyordu ve sanırım Tarlabaşı’nın arka mahallelerinden gelen fakir halk yıkıntılar arasında bir şeyler arıyordu. Başlı başına o kadınların hücumunu görmek bir belgeseldi. Çekilmesi başka bir gün mümkün olmayacak anlardı. Bir tarih gidiyordu o anda ve bu tarihi belgeleyecek fotoğrafçılar neredeydi?

Ara Güler ile bir anımı daha anlatayım. Ara Güler’in cenazesinde bir şansım oldu. Bundan bahsetmek isterim.

İnanılmaz bir kalabalık ve birçok tanıdık yüz vardı. CenazesiTürk bayrağına sarılı çıktığı anda herkes orada fotoğraf çekmek istiyor ama mümkün değilki o sıkışıklıkta. Açı gerekli. Yukarıda bir yere çıkmam gerekti. Baktım bir kapı var ve yukarıda pencerede bir adam gördüm. Onun yanına gitsem sanırım çekebilirim dedim. 

Nereye gidiyorsun dedi, adam? Yukarı çıkacağım dedim. Olmaz,dedi. Kimsin sen? İzzet Keribar mısın? İşler değişir. Siz çıkabilirsiniz, Ara Güler’in arkadaşısın sen, dedi. 

İşte arkadaşımızın tanınırlığı belki de günün en iyi fotoğrafını çekmeme vesile oldu.

> Yusuf AYDOĞAN

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

Yorumlar Hiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Anket Tümü
 
Son Dakika

Çok Yorumlananlar Bugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
Yazılım & Tasarım:
bukidesign